Çanakkale-Seni İçine Çeken Şehir. Anılar, dostluklar ve tesadüflerle… | by Aslı Sığınır | Aug, 2025

1754735897 bc1f8416df0cad099e43cda2872716e5864f18a73bda2a7547ea082aca9b5632.jpeg

Merhaba! Ben Aslı. Burada bazen hayatımdan, bazen hatıralarımdan, bazen de ilgimi çeken konulardan bahsedeceğim. Biraz günlük gibi, biraz sohbet havasında bir yer olacak burası.

Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben dahiliye uzmanıyım.Uzun yıllar farklı şehirlerde yaşadım ama bazı yerler var ki sadece yaşayıp geçtiğiniz bir şehir olmaktan çıkıyor, hayatınızın bir parçası haline geliyor. İşte benim için Çanakkale tam olarak böyle bir yerdi.

Ve bugün, blogumun ilk bölümümde bana en çok dokunan şehirlerden biri olan Çanakkale’ye ayırıyorum.

Çanakkale’nin ortasında büyük, ihtişamlı bir Truva Atı vardır. Çanakkale’de yaşayan herkes bilir ki, biriyle buluşacaksanız “Atın orada buluşalım” dersiniz. Bu tam bir Çanakkale klişesidir.

Ama bu at sıradan bir heykel değil. Brad Pitt’in oynadığı “Troy” filminde kullanılan orijinal at! Filmden sonra hediye olarak Çanakkale’ye getirilmiş.

Ben ve kuzenim yıllarca burada buluşup “Brad’in dokunduğu at” diye geyiğini yaparak fotoğraf çekilirdik. Bizi her zaman güldüren küçük bir ritüelimizdi. Ve şimdi dönüp baktığımda, o anlar bile Çanakkale’yi benim için özel yapan detaylardan biri.

Aslında Çanakkale’ye ilk kez kuzenim Gözde sayesinde gelmiştim. Bizim bir hayalimiz vardı; bir dönem ev arkadaşı olmak. Yıllar sonra, onun yüksek lisansı ve benim asistanlığım kesişti ve biz gerçekten bir yıl boyunca birlikte yaşadık.

O kadar yoğun nöbetlerin arasında bile şehri adım adım keşfettik, yorulmak nedir bilmeden Çanakkale’yi fethettik diyebilirim. Mükemmel bir ev arkadaşlığı geçirdik, o yıl boyunca her şey çok güzeldi.

Ve şimdi dönüp baktığımda, o anların kıymetini çok daha iyi anlıyorum.

Çanakkale’ye ilk gittiğimde, herkesin yaptığı gibi ben de küçük bir ritüelle başladım. Şakir’de oturup çayımı yudumladım ve Boğaz’ın güzelliğini izledim. O gün fark ettim ki, burada geçireceğim günler çok özel olacak.

Çanakkale bana sadece şehir içindeki anılarımı değil, çevresinde yaşadığım maceraları da kazandırdı. Bir gün, öğrenciliğimde bir grup arkadaşla Gökçeada’ya gitmeye karar verdik.

İşte o gün, hayatım boyunca unutmayacağım bir yolculuğa çıktık.

Otostop çektik. Ve sonunda, bir minibüs durdu, bizi aldı ve yolculuğumuz başladı. Sohbet etmeye başladık, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi anlattık.

Sonra öğrendik ki, bu minibüsü süren kişi aslında Gökçeada’da aile hekimiymiş. Ama en ilginci, İstanbul’da öğrenciyken kendisinin de tıpkı bizim gibi otostop çekerek Gökçeada’ya geldiğini söyledi.

Ve o gün, kendine bir söz vermiş:

“Bir gün buraya yerleşirsem, Gökçeada’ya otostop çeken bir grup öğrenciyi arabaya alıp, adayı gezdireceğim.”

Bizim sayemizde o sözünü tuttu.

Ama burada bitmedi…

Aynı sözü bize de verdirdi. Günün sonunda, biz de kendimize söz verdik: “Bir gün biz de buraya gelen öğrencilere aynı iyiliği yapacağız.”

Şimdiye kadar sözümüzü tutamadık ama bir gün yapmayı gerçekten çok istiyorum. Çünkü Çanakkale sadece yaşadıklarınız değil, başkalarına da devrettiğiniz anılardır.

Benim için en özel mekanlardan biri de Antre’ydi. Burada sayısız defa oturdum, kitap okudum, çizgi roman karıştırdım, dostlarımla saatlerce sohbet ettim. O dönem kafenin sahipleri de arkadaşlarımdı.Ve tabii ki, bol bol peri çişi içtim!

Peri çişi mi? Evet, aslında lavantalı-şeftalili gazozdu ama ben pembe renginden dolayı ona bu ismi koymuştum. Benim için artık o bir içecekten çok daha fazlasıydı – anıların bir parçasıydı.

Oraya il dışından gelen misafirlerimi mutlaka götürürdüm. Çünkü Çanakkale’yi benim gözümden görmek isteyen biri, mutlaka bir gününü Antre’de geçirmeliydi.

Çanakkale benim için sadece mekanlardan ibaret değildi. Burada, hayatıma yön veren pek çok şey yaşadım.

Bir gün, arkadaşlarımla DonkeyShot isimli bir mekanda takılıyorduk. O gece orada biri bateri çalıyordu. Müziğe olan ilgimden mi, yoksa o anın büyüsünden mi bilmiyorum ama dikkatimi çeken bir şey vardı.

Ve sonra, onunla tanıştım. Eşim. Aynı hastanede çalıştığımızı duyunca daha da şaşırdım.Şimdi o günü en güzel tesadüfüm olarak adlandırıyorum.

Çanakkale, bana sadece güzel anılar bırakmadı, aynı zamanda hayatıma çok özel insanları da kattı.

Çanakkale benim için sadece tek bir anıyla ya da tek bir dönemle sınırlı değil. Burada büyüdüm, değiştim, yoruldum ama hep güzel şeyler biriktirdim.

Deniz kenarında geçirilen saatler, sabahlara kadar süren sohbetler, spontane maceralar, dostluklar, kahkaha dolu anılar… Bütün bunlar Çanakkale’nin bana verdiği hediyelerdi.

Şimdi başka bir şehirdeyim, yeni bir düzen kurmaya çalışıyorum.Ama ne zaman bir gün Çanakkale’ye gitsem, her şey bıraktığım gibi olacak.

Ve eminim ki yine çayımı yudumlayarak Boğaz’a bakacağım.

Çünkü Çanakkale, sadece içinde yaşadığın bir şehir değil, bir kez içine girdiğinde ruhunda iz bırakan bir yer.Seni her zaman çok özleyeceğim güzel şehir.

Source link

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *